![]() Ferhat KIZILGEÇİ
|
Yem bitkileri tarımı, sürekli ve güvenli kaba yem üretiminin en önemli yoludur. Tarımsal faaliyetler içerisinde çok önemli bir yere sahip olan yem bitkileri tarımı, bitkisel ve hayvansal üretimin sigortası konumundadır. Tarım arazilerinde üretilen otlar öncelikle hayvanlar tarafından kullanılmakta et, süt vb. ürünlere dönüştürülerek bu ürünlerden de insanlar yararlanmaktadır. Yem bitkileri, ucuz bir kaynak olması, hayvanların mide mikro florası için gerekli besin maddelerini içermesi, mineral ve vitaminlerce zengin olması, hayvanların üreme gücünü artırması ve yüksek kalitede hayvansal ürün sağlaması bakımından hayvan beslemede önemlidir. Bu sebeple Kültür hayvanlarının değerli yem bitkileri ile beslenmesi ve onlardan bol, aynı zamanda değerli (kaliteli) ürünlerin alınması için gerekli olan çabanın gösterilmesi gerekmektedir.
Tarım arazilerinin Türkiye"de ve Dünya"da kullanım durumuna göre çizelge incelendiğinde Avustralya"da toplam tarla alanları içerisinde yem bitkisi ekilişi oranının % 49,8 ile en yüksek orana sahip olduğu, Ülkemizde ise bu oranın %3.1 ile en düşük orana sahip olduğu görülmektedir.

Tarla bitkileri üretim sistemleri içerisinde teknik olarak yem bitkileri üretimi için ayrılan alanın %20-30 arasında olmalıdır. Ülkemizdeki %3,1"lik oran ile konunun son derecede önemli olduğu kolayca anlaşılmaktadır. Yem bitkileri tarımının önemini başlıklar halinde sıralayacak olursak eğer
1-EKİM NÖBETİNDEKİ YERİ
Yem bitkileri sadece, hayvanlarımızın yem kaynağı olarak düşünülemez. Onların tarımda
kullanılması sonucunda daha başka bir çok faydalar ortaya çıkmaktadır. Örneğin, toprağın verimini kaybetmeden, hatta bu verimi artırarak ileride ülkede üretilecek ürünlerin bol ve üstün kaliteli olması, yem bitkilerinin ekim nöbetinde yer almasına bağlıdır. Bu bitkilerden en yeni ve amaca en uygun yöntemlerden faydalanılması sonucunda, toprak yüzünde bol ve değerli yem elde edilecektir. Toprağın içinde ise, baklagiller familyasından yem bitkilerinin kökleri üzerinde bir dekarda 10-20 kilo kadar saf azot bağlanacaktır. Azotun oluşumu bu yem bitkilerinin köklerinde yaşayan bakteriler tarafından yapılmaktadır. Toprağın içindeki havanın serbest azotunu alan bakteriler, onu bitki köklerinde oluşturdukları yumrucuk (nodozite)"larda toplarlar.
Türkiye"de 444.000 hektar yonca, 520.814 hektar fiğ, 117.603 hektar korunga, 52.000 hektar burçak ve mürdümük olmak üzere toplam 1.134.962 hektar baklagil yem bitkisi yetiştirildiğini kabul edersek, ülkemizin bir yılda ne kadar azot kazancı olduğu hesaplanacak olursak Bir dekarda bu bitkilerle en az 10 kilo azotun toprakta biriktiğini kabul edilirse eğer Elde edilen azot, içinde yüzde 20 azot bulunan amonyum nitrat gübresinin 50 kilosu ile eşdeğerdir. Böylece, 113.496.200 kilo saf azot toprakta birikmiş oluyor. Bu kadar azotu ancak 567.481.000 kilo amonyum nitrat gübresi ile elde edilebilinir. Her yıl bir milyon dekardan fazla pamuk, bir buçuk milyon dekar da mısır ekimi ilk baharda yapılmaktadır. Bütün bu alanlar ekim ayından nisan ayına kadar boş beklemektedir. Buralarda sonbaharda dekara 10 kilo fiğ ekilerek nisan ayında bir dekardan en az 1500 yerine göre, 2000-2500 kilo yeşil fiğ otu elde edilebilir.
Bu alanların her yıl boş kalması ülkenin büyük kaybıdır. Toprağın çeşitli derinliklerinde ve bitki köküne bağlı olarak bulunan azot, yağışlarla veya sulama suyu ile kolayca yıkanıp gitmez. Halbuki amonyum nitrat gübresinin fazla sulama ve yağışlar ile yıkanıp toprağın derinliklerine gittiği bilinmektedir. Taban suyuna karışan nitratın insan sağlığındaki zararları hiçbir zaman gözden uzak tutulamaz Amerika Birleşik Devletlerinde bir litre suda 45 ppm ve Avrupa"da da 50 ppm den fazla nitratın bulunması, insan sağlığı için zararlı olarak kabul edilmiştir. Görülüyor ki, yem bitkilerinin yetiştirilmesi hayvan yemi olarak kullanılması dışında daha önemli işlerin de başarılmasına yardım etmektedir.
2- ORGANİK MADDEYİ ARTIRMASI
Yem bitkilerinin toprak içinde kalan kökleri ile toprağın organik maddesini artırmaları onların bir başka özelliğidir. Türkiye"de tarım arazilerinin genel olarak organik madde içeriği bakımından çok zayıf olduğu bilinmektedir. Bitki gelişmesinin sınırlı olduğu kurak bölge koşullarında durum daha da önem kazanmaktadır. Bütün baklagiller familyasından yem bitkileri, özellikle, yonca gibi çok gelişmiş kuvvetli kökleri olan türlerin toprak içinde bıraktıkları kök kalıntıları toprakların organik madde oranını geniş ölçüde arttırır. Yoncanın bir dekarda bıraktığı kök kalıntısı 1-2 ton kadar olabilir.
Tarımımızda çevrenin korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesinde yem bitkileri özel bir yere ve değere sahiptir. Ekim nöbetinde kullanılan bu bitkiler tarlanın boş kaldığı dönemlerde tarlanın yüzünü kaplayarak su ve rüzgarın etkisi ile oluşan erozyondan toprağı korurlar. Bütün kış boyunca boş bırakılan ve ilkbaharda mısır veya pamuk ekilecek 2-3 milyon dekar alan fiğ ekilerek aşınıp taşınmadan korunabilir. Çok yıllık yonca ve korunga gibi bitkiler de toprağın yüzünü sürekli bir şekilde örterek, onun aşınıp taşınmasını önlerler. Çevrenin korunmasındaki etkilerinden başka, yem bitkileri köklerinde biriktirdikleri azot ile toprağın doğal olarak gübrelenmesine yardım ederler.Buna karşılık, fabrikalarda azot üretilirken, sarf edilen büyük enerji ve ortaya çıkan tonlarca fabrika atıkları çevre kirliliğini artırmaktadır.
3-HASTALIK VE ZARARLILARDAN KORUMASI
Yem bitkilerinin tarımımızdaki önemli faydalarından birisi de ekim nöbeti ile bazı böcek ve
hastalıkların yayılmasının önlenmesidir. Bir böcek buğday üzerinde yaşar onun üretimini azaltır. Bazen bütün ürünü yok eder. Buna karşılık, aynı böceğin yonca üzerinde hiçbir zararlı etkisi
yoktur. Yonca ekim nöbetine girerse, bu zararlı böceğin etkili olduğu buğday ve belli bazı bitkiler
üzerinde yaşaması, yayılması önlenmiş olur. Örneğin, buğday üzerinde yaşayan pas hastalığı da ekim
nöbeti sayesinde geniş bir yayılma gösteremez. Böylece, yem bitkilerinin tarımda ortaya çıkan önemli
ekonomik ve çevreyi koruyucu etkileri küçümsenemez. Zararlı böcek ve hastalıklardan kurtulmak için
sarf edilen emek, para ve zamanı düşünürsek konuyu daha iyi aydınlatmış oluruz. Burada onların bir
de çevrenin kirlenmesini önlemedeki faydalarını gözden uzak tutmamalıyız. Bir çok böcek ve
hastalıkların önlenmesinde kullanılan ilaçların bitkilerdeki kalıntılarının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri bilinmektedir. Bu ilaçların kullanımında yeterince titizlik gösterilmez ve dikkatli olunmazsa, ortaya çıkacak felaketlerin önü alınamaz. Yem bitkilerinin zararlı böcek ve hastalıklardan korunmadaki doğal faydası, böylece daha iyi anlaşılmaktadır.
4- TUZLU TOPRAKLARIN ISLAH EDİLMESİ
Yem bitkilerinin tuzlu toprakların ıslahında önemli rolleri vardır. Tuzlu ve alkali topraklar pek
çok kültür bitkisinin gelişmesine elverişli değildir. Toprakta fazla miktarda bulunan çözülebilir tuz
anyon ve katyonları, yetiştirilen bitkilerin köklerine ulaşırsa, kök hücrelerinin plazmalarında
çatlamalar olur. Bu yüzden tuzlu toprakların ıslahı iki adımda yapılabilir. İlk adımda,
topraklar tuzsuz sularla yıkanır. Tuz ve alkalinin yıkanmasından sonra, tuza dayanıklı yem bitkileri
yetiştirilebilir. Yetiştirilen yem bitkileri, başka bitkilerin yetişme olanağı olmayan, tarla
tarımında kullanılamayan toprakları değerlendirir, büyük ekonomik faydalar sağlarlar. Elde edilen
değerli hayvan yemleri, ülkedeki hayvan yemi açığının kapatılmasında önemli derecede yardımcı
olur. Yem bitkileri bol miktarda kök artığı bırakarak toprağın fiziksel yapısını düzeltirler. Böylece,
tuz ve alkalinin etkisi azaltılır. Sonuçta, toprak ıslah edilerek diğer kültür bitkilerinin yetişmesine
elverişli duruma getirilir. Yanlış ve bilgisizce sulamalar sonucunda tarlalarda tuzlulaşma, çoraklaşma görülmektedir. Güneydoğu Anadolu (GAP) bölgesinde, endüstri bitkileri yetiştirilen arazilerde, fazla sulama yüzünden tuzlulaşma başlamıştır. Sadece, GAP bölgesinde 60 bin hektar alanın tuzlulaştığı bildirilmektedir. Etkili, bilgili ve planlı önlemler alınmadıkça, üreticilerimize, köylülerimize çok yönlü yayım programları ile konunun ülkemizin geleceği bakımından önemi anlatılmadıkça, rakamın gün geçtikçe büyümesi kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.
Bu toprakların ıslahı için tuza dayanıklı yem bitkilerine büyük ölçüde ihtiyaç duyulmaktadır. Tuzlu ve alkali tarlalarda yem bitkilerinin ekilmesi, toprağın ıslahında önemlidir. Böyle topraklara tarımsal jips verildikten sonra yem bitkilerinin yetiştirilmesi daha elverişli sonuçlar verebilir.
5- YEŞİL GÜBRE OLARAK KULLANILMASI
Yem bitkileri yeşil gübre olarak tarımda önemli faydalar sağlar. Yeşil gübre amacı ile
yetiştirilen ve çiçeklenme döneminde sürülüp toprağa gömülen baklagillerden yem bitkileri köklerinde
havanın serbest azotunu tespit ederek toprağı azot bakımından zenginleştirirler. Kendilerinden sonra
ayni tarlaya ekilen bitkiye böylece çok faydalı olurlar. Toprak bitekliğini arttırırlar, mineral maddeleri
hareketli duruma getirirler.Toprakta organik madde miktarını çoğaltırlar.erozyon ile
oluşan toprak kaybını azaltırlar. Toprağın fiziksel yapısını düzenlerler. Birçok besin maddelerinin
yıkanıp gitmek yolu ile azalmasına engel olurlar. Genellikle, yeşil gübre bitkilerinin toprağın
özelliklerinde elverişli çok büyük değişiklikler oluşturduğu bilinmektedir. Yeşil gübre bitkilerinin
sürülerek toprağa gömülmesi ile topraktaki organik madde miktarının artışını, toprak ıslahı
bakımından daima dikkate almak gerekir. Özellikle, kuvvetli köklü ve toprak üstü organları, dal ve
yaprakları iri, bol olan, yeşil gübre yapmak için yetiştirilen, yem bitkileri toprağın derin
tabakalarındaki besin maddelerinden faydalanırlar ki, bir çok kültür bitkisi kökleri ile bu derinlikteki besinlere ulaşamaz. Kökleri kuvvetli olan yeşil gübre bitkileri toprağın derinlerinden aldıkları besinlerle gelişir. Toprağa sürülüp karıştırıldıkları zaman da bu maddeleri diğer kültür bitkileri için elverişli bir duruma getirmiş olurlar .Yeşil gübre bitkisi amacı ile kullanılan yem bitkileri, aşınıp taşınmayı önlemek için örtü bitkisi olarak da yetiştirilebilirler. Çok yıllık ve sülük (stolon) veya köksap (rhizom)"lı bitkiler bu amaçla daha etkili olurlar.
6- ARI MERASI OLARAK KULLANILMASI
Baklagiller familyasından bir çok yem bitkisinden, balözü ürettiği için arı merası olarak faydalanılmaktadır. Korunga bitkisinin çiçeklenme döneminde arıların daha fazla bal üretmeleri için arı kovanları korunga tarlalarının kenarına yerleştirilmektedir. Korunga çiçeklerinin yapısı (morfolojisi) arıların çiçeğe konması ve özellikle balözü (nektar)ne ulaşmasına kolaylık sağlar.
Yoncada arılar için iyi bir balözü bitkisidir. Yabancı ülkelerde arıcılar ile yonca üreticileri, özellikle yonca tohumu üreten yetiştiriciler anlaşarak, yoncanın çiçeklenme döneminde arı kovanlarını tarla kenarlarına yerleştirirler. Bir yandan arıcılar özel tadı ve kokusu (aroması) olan bal üretirler, diğer taraftan yonca tohumu üretiminde bol ve değerli tohum elde edilir.
Sonuç olarak Yem bitkileri tarımının gelişmesi hem alan hem de üretim artışı ile gerçekleşir. Bu nedenle öncelikle mevcut tarla arazisi içindeki yem bitkileri ekim alanları arttırılmalıdır. Bunun yanı sıra ülkemizde nadasa bırakılan arazi miktarı, birçok Avrupa ülkesindeki toplam tarla arazisi miktarından daha yüksektir. Nadas uygulamasının yapıldığı fakat yağışın 400-450 mm veya daha yüksek olduğu yerlerde, mutlaka uygun yem bitkileri ekim nöbetine alınarak yem bitkisi yetiştirilmelidir. Ayrıca mevcut yem bitkileri ekim alanlarında uygun karışımlar kurarak ve bilimsel yetiştirme teknikleri kullanılarak verimlilik arttırılmalıdır.

















